Gökhan Ulusu
Gökhan Ulusu



Orta Doğu'da Halkların Yanında Olduğumuzun Kanıtı..

7 Kasım 2014 Cuma 12:50

Tarihler 17 Aralık 2010’u gösteriyor..

Ortadoğu gergin..

Umutsuzluk hat safhada..

Adeta kıvılcımın çakılması bekleniyor..

Nitekim 26 yaşında ki Muhammed Buazizi şehrin meydanında kendini ateşe veriyor..

Vücudunun yüzde 90’ı yanıyor..

Ancak bu öylesine bir yangın ki,

Sembol oluyor Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Yakın Doğu’da ki halklar için..

Mısır’da 30 yıllık diktatör Hüsnü Mübarek devrildi..

Müslüman Kardeşler üyesi Muhammed Mursi seçimle iş başına geldi..

Ancak darbe sonrası yeniden indirildi ve bir çok kişi tutuklandı..

Burada dikkat çekmek istediğim husus ise;

Türkiye’nin o dönem Mursi’nin yanında yer almasıdır..

Ama bu durum malum medya ve muhalefet tarafından sıklıkla eleştirildi..

Eleştirinin temelinde ise;

Türkiye’nin başka ülkelerin iç işlerine karıştığı ve özellikle Müslüman Kardeşlerin yanında yer alarak etnik ayrımcılık yapıldığı argümanı kullanıldı..

Oysa Türkiye, halkların taleplerine karşılık verilmesi ve demokrasinin gereklerinin uygulanmasının doğru olacağına sıklıkla vurgu yapıyordu..

Sonrasında yaşanan Suriye meselesi de bu açıdan sıklıkla gündeme getirildi..

Türkiye’nin sunni kökenli hareketleri desteklediği ve bundan kaynaklı problemlerin yaşandığı vurgusu yapıldı..

Ancak Tunus’ta geçtiğimiz günlerde yapılan seçimler Türkiye’nin nasıl bir Ortadoğu politikası yürüttüğünü gözler önüne sermiş oldu..

Tunus’ta devrim sonrası oluşturulan yeni anayasaya uygun bir şekilde seçimler gerçekleştirildi..

Seçim sonuçlarına göre ise Laik-liberal Nida Partisi seçimleri kazandı..

Müslüman  Kardeşler kökenli Nahda Partisi ise seçimlerde ikinci planda kaldı..

Türkiye bu seçimlerde, Tunus halkının en doğru kararı vereceğini ve seçimlerin demokratik bir ortamda gerçekleşeceğine vurgu yaptı..

Sonuç olarak ise laik kökenli Nida Partisi tebrik edildi ve ilişkilerin bundan sonra daha da güçleneceği vurgusu yapıldı..

Bu da bizlere gösteriyor ki; bölgede herhangi bir hareket için girişimler olmamıştır..

Halkların kendi iradesine saygı gösterilmiştir..

Zaten Türkiye, Arap Baharı başladığından beri doğal, sosyolojik mecrada gerçekleşen bir hareket olarak,

Halkın iradesinin yanında durmayı tercih etti..

Ancak bu destek birilerine göre rejim ihraç etmek anlamına geliyordu..

Halbuki Türkiye, halkların taleplerini kanla bastırmaya çalışan liderleri en şiddetli şekilde kınadı..

Hüsnü Mübarek, Beşar Esad ve Zeynel Abidin bunların örnekleridir..

Kendi halkının isteklerini göz ardı etmeleri sonucu hem kendileri hem de şehirleri yerle bir olmuş durumda..

Peki Türkiye bu süre zarfında yalnız mı kaldı,

Yoksa değer mi kazandı?

Asıl mesele de işte burada..

Kimilerine göre Türkiye, uyguladığı dış politika ile yalnızlaşmış ve itibar kaybetmiştir..

Oysa bana göre Türkiye, değerli yalnızlık adı verdiğimiz bir noktadadır..

Gelecek adına büyük kazanımlar elde edeceğimizden kimsenin şüphesi olmasın..

Çünkü politikalarında bir sapma meydana gelmemiştir..

Dış politikada dün ne söylediyse bugün de aynı çizgidedir..

İnsan odaklı her politikanın arkasında dimdik durmuştur ve durmaya da devam ediyor..

Filistin’de nasıl bir duruş sergileniyorsa Arakan içinde aynısı gerçekleştiriliyor..

Türk-i Cumhuriyetler için nasıl davranılıyorsa,

Ortadoğu halkları içinde aynı şekilde hareket ediliyor..

Çünkü Ak Parti iktidarının temelinde insan odaklı politika yer alıyor..

Bu yüzden de mazlum halkların ve sessiz yığınların umudu konumundadır..

Son olarak Suriye’de bunu gördük..

Mezhebine bakmadan, ırkına bakmadan, diline, dinine bakmadan kapılarımızı açtık..

Çünkü tarihi misyonumuz bunu gerektiriyordu..

 

Kalın Sağlıcakla..

 

 

 

 

 




Bu haber 1287 kez okunmuştur.

18.11.2017 07:34:48 

Yorum bulunamadı.

bursa güvenlik sistemleriantalya transferbursa web tasarımorhangazi haberkontrol vanası matbaa merdanelerimerdane
Copyright © 2010 Ajans Orhangazi. Tüm Hakları Saklıdır.Haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek dahi izinsiz kopyalanamaz kullanılamaz.