Orhan Güneş
Orhan Güneş



Mevlana ve Şeb-i Arus

13 Aralık 2014 Cumartesi 04:03

“Gel, gel, ne olursan ol yine gel. İster kafir ister mecusi, ister puta tapan ol yine gel… Bizim dergahımız, ümitsizlik dergahı değildir, yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel…’’

Yüzyıllar önce ektiği sevgi, kardeşlik ve aşk tohumlarıyla insanlığı etkileyen, sevgiyi hoşgörüyü, yaratılanı yaradan ötürü seven hiç kimseyi ayırmadaninsanlara sevgi, saygı duyan, yaratılan her şeyi Allah’tan dolayı seven bir şahsiyettir Mevlana… Bu nedenle Allah’a olan aşkından dolayı öleceği, sevgiliye kavuşacağı günü bir son değil; gerçek alemde bir başlangıç görmüştür.

17 Aralık 1273. Güneş batıyordu. Yaşamı boyunca ayrılık acısıyla yanan Mevlana, nihayet sonsuz yolculuğa çıkmıştı. Ölümü farklı coğrafyalarda derin üzüntü ve acıyla karşılanmıştı. Ancak Mevlana ölüm gününü, düğün günü yani Şeb-i Arus olarak kabul etmişti.

Bizler için ölmek bir bitişken O’nun için bir düğün bir bayramdı… Ölmeyi En sevgiliye kavuşmak olarak gören bir Allah dostunun dünyasını değiştirdiği gündür; Şeb-i Aruz… Beyazlar içinde en temiz hal ile Rabbe yürümek…

“Ne mutlu o kimseye ki ölmeden önce öldü. Yani bu bağın, bu üzümün aslından bir koku aldı.”

Ölümü, sevgiliye kavuşan bir misk kokusuyla tarif edecek kadar Arif olmak…

Dünyalık bedenlerimizin değersizliğini bu kadar güzel kim dile getirir ki.Bu dünya için dolaştırdığımız cesetlerimizin kıymetsizliği...

“Eğer beden ölürse ona baş üstünde yer verirler, onu baş üstünde götürürler. Eğer diri olursa onu çekemezler, başına ayağına kastederler…”

Koca bir destan yazmıştır MevlâmınMevlânası. Kuran dili ile gerçeği haşr etmiş, ayık olun Ey İnsanlar demiştir.. Ayık olun bu dünya fani gerçek dünyaya henüz göç etmediniz..

Mevlana’nın insanlığa verdiği en büyük mesaj; aşk, sevgi ve birlikti. O sonsuzluk yolunda neşe ile yürürken geride kalanlarda tek bir duygu hakimdi: O herkesin Mevlanasıydı…

“Hiçbir mal sizin değil, neyi bölüşemiyorsunuz? Hiçbir can sizin değil, niye dövüşüyorsunuz?

Ölümde adalet ve din ehline bir başka hayat vardır. Ölümden temiz ruhlara, huzur ve sükun gelir. Ölüm Hakk’a kavuşmadır, cefa etmek kin gütmek değildir. Fakat ölmeyen kimse (öleceğim diye) sürekli ölür, durur. En büyük derdi de budur.

Bir ölsek binlerce kez dirileceğimiz ebedi hayata sırtımızda kaldıramayacağımız kadar çok vebal ile gitmeye çalışmak son anda verilemeyen nefesin sebebi gibi.vebalden eğilmiş bükülmüş boyunlar…

Son kelam olarak O’nun ölümünü değil düğününü andığımız bir zamanda en naif cümleler yine onun dilinden, gönlünden düşmektedir…

 

“Ben ölürsem sakın bana “öldü” demeyin. Aslında ben ölü idim, dirildim, beni dost aldı, götürdü.”




Bu haber 1449 kez okunmuştur.

24.11.2017 19:45:55 

Yorum bulunamadı.

bursa güvenlik sistemleriantalya transferbursa web tasarımorhangazi haberkontrol vanası matbaa merdanelerimerdane
Copyright © 2010 Ajans Orhangazi. Tüm Hakları Saklıdır.Haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek dahi izinsiz kopyalanamaz kullanılamaz.