Adnan TOSYALI
Adnan TOSYALI



Alınacak dersler var

29 Ocak 2015 Perşembe 09:52

   Ülkemiz 13 Mayıs’ta tarihinin en acı “iş kazaları”ndan birini yaşadı.

   Yaşananlara “iş kazası” demek doğru mu? Bilemiyorum. Ama yaşananlara dikkatlice bakınca “iş kazası” yerine “iş cinayeti” denilmesinin daha doğru olacağına inanıyorum.  Geçekten ortada bir iş kazasından daha çok bir iş cinayetinin olduğu görülüyor.

    Bu cinayetin aramızdan kopardığı resmi sayılara göre; 301, söylentilere göre çok daha fazla insanımızın yaşamını yitirmesi bu tablonun en karanlık yüzü olarak yüreğimizi yakıyor.

     Bence en acı olan da; ülkemizde “hükümetin tam anlamı ile güvenini kaybetmiş olması”, ne yazık ki en resmi ağızlardan açıklanan sayılar bile hiç kimseyi inandırmaya yetmiyor. İşin daha korkunç olan tarafı felaket bölgesine gelen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın hiç bir eleştiriye açık olmaması; eleştirenlere “tokat”la saldıracak kadar “saldırgan” olması, yanında yer alan görevlilerinde “oradaki insanları yerlerde tekmeleyecek kadar saldırganlaşması” tüylerimizi ürpertiyor.

     Yalnız bu kadar mı?

     Hayır.

     Önceki günde Soma’ya destek için giden hukukçulardan bir kısmı gözaltına alınıyor, destek için gelenler geri çevriliyor, adeta bir polis ablukası yaşanıyor.

     Hükümetin pek gururla gündeme taşıdığı 12 Eylül işkenceleri ve saldırı anlayışı; bu gün artık çok gerilerde kaldı. Bunların çık daha fazlası “sivil diktatörlük” eliyle uygulanıyor.

      *****

    Benzerlik yalnız bu kadar mı?      

    Hayır...

    Çok daha kötü olan işçi kesiminde gelinen örgütlülük görüntüsü. 12 Eylül öncesinde çalışan işçiler arasında % 20’leri aşan “sendikalaşma” oranı bu gün nerelere inmiştir; bunu da iyi görmek gerekiyor.

     12 Eylül faşizminin en önemli hedeflerinden birisi “işçi kesimindeki bu örgütlülüğü” dağıtmaktı. Ogünleri yaşayanlar çok iyi anımsayacaklardır. 12 Eylül öncesinde “en çok saldırıya uğrayanlar sendikacılar” olmuş,  süreç içinde de en çok gözaltına alınan, tutuklanan daha önemlisi, işkenceye uğrayanlarda “sendika yöneticileri” olmuştu.

     Üstelik bu girişimler “işçileri sendikalardan koparmak için” oldukça etkili olmuştu. Bunun sonucu olarak “12 Eylül öncesinde % 20’yi aşan sendikalı işçi sayısı” 2000’lerde  “% 10’lara inmiş”,  “2002’den bu yana ise kamu işçileri ile birlikte % 5’lere, kamu çalışanları dışında %3’lere inmiş durumdadır. Ne yazık ki¸günümüzde yaklaşık 10 işçiden birisi sendikalıdır ve tüm işçilerin haklarını savunmak bu bir işçinin üzerine kalmıştır.

      Çalışma yasalarımız is e kırpa kırpa küçücük kalmış; işçi kesimi Rahmetli Bülent Ecevit’in Çalışma Bakanlığı döneminde 1970’lerde çıkan yasaları saygıyla anar duruma getirilmiştir.

     Kısacası; Rahmetli Bülent Ecevit’in Çalışma Bakanlığı döneminde çıkan 264 ve 265 sayılı yasalar günümüzde yok edilme aşamasına gelmiştir.

    Yine bir başka yöne dikkati çekmek gerekirse; “özelleştirme” “taşeronlaşmayı” gündeme getirmiş; bu kısıtlı haklar bile neredeyse yok edilme aşamasına gelmiştir.

     *****

     Çözüm nerede?

     Çalışma yaşamı üç ayaklı bir sistemin düzenli çalışması ile istenilen hedefe ulaşabilir. “Emekçiler”, “işverenler” ve bunlara hakemlik yapacak “iktidarlar” . Eğer bu üç olumlu bir işbirliği içinde olmayı başarabilirse istenilen hedefe ulaşılabilir.

    Burada emekçi kesimin haklarını gerçek anlamda koruyabilecek kesim “sendikalar”dır. Emekçilerin haklarını en iyi biçimde savunabilmeleri için kesin olarak “gerçek anlamda sendikalaşma” ya ihtiyacı vardır.

     *****

    Sorunlar nelerdir ve nasıl çözülebilir?

     Bu sorunun en doğru yanıtının bulunabileceği yer bu üçayağın bir araya gelerek vereceği kararlardır.

     Sözgelimi ben bir gazeteci olarak bu sorunu çözmeye kalkarsam o zaman sorunun gerçek sahiplerine haksızlık etmiş olurum.

     Buna da kesinlikle hakkım yoktur.

     İŞTE ÜLKEYİ YÖNETECEK SİYASETİN NE OLMASI GEREKTİĞİ BURADA ORTAYA ÇIKMAKTADIR.

    Kalın sağlıcakla.

 

 

 




Bu haber 1175 kez okunmuştur.
20.11.2017 14:50:01 

Yorum bulunamadı.

bursa güvenlik sistemleriantalya transferbursa web tasarımorhangazi haberkontrol vanası matbaa merdanelerimerdane
Copyright © 2010 Ajans Orhangazi. Tüm Hakları Saklıdır.Haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek dahi izinsiz kopyalanamaz kullanılamaz.