Orhan Güneş
Orhan Güneş



Garip ülkeyiz vesselam…

7 Temmuz 2015 Salı 12:26

Ülkemizde işler bazen o kadar garip olabiliyor ki, şaşırmamak elde değil…

Acaba bu yaşananlar sadece bizim ülkemize mi mahsus yoksa dünyanın çoğu yerinde bu tarz şeyler oluyor mu diye düşünmekten alamıyor insan kendini…

Mesela, dünyanın herhangi bir yerinde tanıdık birisini gören şoför arabayı onun üzerine sürüyor mudur? Bu yüzden hayatını kaybeden insanlar var.

Ya da bir turistle muhabbet edilirken ilk olarak ona küfür öğretilmesi sadece bizim insanımıza özel bir davranış mıdır? Türkçenin yapıtaşı küfür anlaşılan…

Polis görünce endişelenen bir milletiz mesela… Halbuki kendimizi güvende hissetmemiz gerekmiyor mu?

‘‘Kimdir O’’ sorusuna ‘’Beennn’’ cevabı alınınca kim olduğuna bakılmaksızın kapılar sadece bizim ülkemizde mi açılıyor?

Bir bina yıkımı, kazı çalışması ya da asfaltlama çalışması görünce, hipnoz olmuşçasına saatlerce dikkatimizi oraya verebiliyoruz. O sıra biri cepten cüzdanı çekse ruhumuz duymaz…

Ülkemize yabancı bir yıldız futbolcu transfer olduğunda, onu havaalanında karşılayıp omuzlara aldıktan hemen sonra ağzına zorla sokulan baklavaları da unutmayalım…

Baklava yedirme olayı son zamanlarda popülaritesini kaybetse de Galatasaray yeni bir trend çıkararak dünyaca ünlü Alman oyuncu Lucas Podolski’ye imza töreninde çay içirtti.

Bakalım yeni bir akımın öncüsü olan Galatasaray’ı diğer takımlar da takip edecek mi?

Bir keresinde canlı örneğine şahit olduğum olay, inşallah sadece bize özgü bir olay değildir.

Uçağı piste indiren pilotu alkışlamak nedir yahu? Sizi bir duraktan alıp İstanbul’un o trafiğinde başka bir durağa sağ salim bırakan dolmuş şoförü plaket hakediyor o zaman…

Fakat öyle güzel ve dayanışma örneğinin gösterildiği bir huyumuz var ki n’olur ona bir şey olmasın, nesillerce yaşatılsın…

Şehir içi minibüs ve dolmuşlarda elden ele uzatılan para ülkedeki birlik ve beraberliğin en büyük göstergesi resmen…

Özetle bizde bir gariplik mi var yoksa başkaları garip biz mi normaliz?

 Bir de toplum olarak ramazan ayına girilirken her yıl düzenli olarak boykotlara başlıyoruz.

Artık ramazan ayının geldiğini İsrail mallarına karşı başlatılan boykotlardan anlıyoruz.

Peki bu boykotlar bir işe yarıyor mu? Pek sanmıyorum.

Örgütlenmemiş, toplu olarak hareket etme özellikleri olmayan toplumlarda boykotlar daha fazla israf ve normalde çok kullanılmayan ve tercih edilmeyen imitasyon çakma ürünlerin pazarlanmasına imkan sunmaktan başka bir şey olmuyor ne yazık ki…

Örneğin daha önce almış olunan İsrail malı bir buzdolabını parçalamak önce kişinin kendi bütçesine daha sonra ülke bütçesine zarar verir.

Bunun üstüne gidip bir de yenisini alacaksın zarar iki katına çıktı!

Ülkemizde boykot adına kasa kasa kola alıp bunu sokaklara dökmek nasıl bir protestodur acaba?

Coca-cola’yı, fanta içerek boykot eden Tekirdağ Valisine ne demeli peki? Biraz daha kızsa cappy içecek desenize…

Yurdun dört bir yanında Çinli diye dayak diyen Koreliler, Moğollar, Japonlar çekik gözlerinin kurbanları oldular.

Boykotlarımız bile bir acayip anlayacağınız…

Şimdi bu kelime üzerinden, eylemin nasıl başladığına bakalım.

19.yy sonlarında İrlanda Toprak savaşları sırasında o dönemin gayrimenkullerden kraliçe adına kira toplayan Kaptan Charles Boycott’un kötü hasat sonrası bölgenin Lord’u tarafından talep edilen indirimi kabul etmemesi ve 11 insanı yerinden etmesiyle başlayan bir izolasyon eylemi…

İndirimin kabul edilmemesi ve insanların yerinden edilmesi ile birlikte Bay Boycott’a postacı mektuplarını bile getirmemiş, kimse onunla konuşmamış, işçiler çalışmamış, yerel iş adamları onunla ticaret yapmamış…

Sonunda The Times eylemi kaptanın soyadı ile (Boycott) tanımlayınca boykot yeni ve şiddet içermeyen bir eylem türü olarak literatüre girmiş…

 

 

 




Bu haber 2130 kez okunmuştur.

24.11.2017 19:45:26 

Yorum bulunamadı.

bursa güvenlik sistemleriantalya transferbursa web tasarımorhangazi haberkontrol vanası matbaa merdanelerimerdane
Copyright © 2010 Ajans Orhangazi. Tüm Hakları Saklıdır.Haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek dahi izinsiz kopyalanamaz kullanılamaz.