Orhan Güneş
Orhan Güneş



İsyanlarda değil, imtihanlardayız

28 Temmuz 2015 Salı 10:23

İnsan bazen fütursuzca isyan edebiliyor…

Avazının çıktığı kadar haykırıp;

Sessizliğinin sesini ulaştırıyor ruhuna…

Bazen bir yakarış bazen ise bir feryada yükseliyor seslerimiz…

Oysa bir tevekkül…

Bir yalvarış ve ardından bir dua…

Ruhumuzu ve bedenimizi feraha ulaştırır.

Ancak öyle olaylar yaşarız ki;

İsyanın kıyısında gezer dururuz.

Neden ben Allah’ım diyerek hayıflanışlarımız olur.

Oysa en büyük yakarışımız dua olmalıdır.

Bugün sizlere gazeteci Emin Ekinci’nin dün yazmış olduğu bir yazıyı paylaşmak istedim.

Çünkü bu yazı yediden yetmişe herkese ulaşmalı diye düşündüm…

Ulaşmalı ki; isyan edebilecek bir duruma geldiğimizde ellerimizi semaya kaldırıp dua edebilmenin faziletine bir kez daha varalım.

O halde;

Buyrun bakalım...

 

‘’Yıl 2002

18 yaşındaydı. Trafik kazasıyla kaybettiği, kendisinden 6 yaş büyük ağabeyinin tabutunu taşıdı.

Yıl 2007

23 yaşındaydı. Supersport Dünya Şampiyonluğu’nu bitime 3 yarış kala garantileyerek dünya şampiyonu oldu.

Yıl 2008

24 yaşındaydı. Bu kez de motosiklet kazasında kaybettiği kendisinden 2 yaş büyük ağabeyinin tabutunu taşıdı.

Yıl 2009

25 yaşındaydı. Dünya şampiyonuydu, sponsoru yoktu, maddi desteği yoktu. O sırada İddaa’dan isim hakkı geliri olarak 700 bin TL kazandı, “Bahis ve şans oyunlarından gelen tek bir kuruşu boğazımdan geçirmem” diyerek reddetti. (Daha sonraki yıllarda reddettiği bu gelirin toplamı 1.5 milyonu aşacaktı)

Yıl 2010

26 yaşındaydı. Süpersport Dünya Şampiyonluğu’nu 2. kez kaldırdı, bitiminde Türk bayrağı ile attığı tur ve giydiği Osmanlı kavuğu ile çok konuşuldu.

Yıl 2011

27 yaşındaydı. Bu yılın kaderinde de babasını kanserden kaybetmek ve elleriyle toprağa vermek yazılıydı. 6 kişilik ailenin tek erkeği kalmıştı.

Yıl 2012

28 yaşındaydı. Süpersport Dünya Şampiyonluğu’nu 3. kez kazanan ilk sporcu oldu, bayrağı yeniden dalgalandırdı, İstiklal marşını yeniden okutturdu.

Yıl 2014

30 yaşındaydı. Hayatını Julia Looman ile birleştirdi.

Yıl 2015

31 yaşındaydı. 14 Mart 2015’de oğlu Hamza dünyaya geldi. Hayali oğlunu 3 yaşından itibaren evinin önündeki pistte go-kart araçlarında yetiştirmek ve onu dünyanın ilk Müslüman ve Türk Formula 1 şampiyonu yapmaktı. Bu yüzden de adı Hamza olacaktı. Hem Türk hem de Müslüman olduğu belli olsun diye...

Doğumundan kısa bir süre sonra Hamza bebek beyin kanaması geçirdi. Bu haberi alır almaz aradım, müthiş bir tevekkül ile “Takdir-i ilahi, bu halimize de şükürler olsun. Allah’tan geleni sorgulamak haddimize mi?” dediğinde duraksadım, bir şey söyleyemedim.

Hamza bebek 4 ay yoğun bakımda kaldı.

26 Temmuz Pazar günü acı haber geldi. Minik bedeni bu kadar yükü kaldıramamıştı.

31 yaşında bir genç adam bugün kucağında küçücük yeşil bir tabutu tek başına taşıdı.

30 yıllık ömrüne 3 dünya şampiyonluğu, 2 kardeş bir de baba acısı sığdıran Kenan Sofuoğlu Hamza’sının minik bedenini toprağa verdi;

Tevekkül ve teslimiyet içinde...

Allah sabır versin şampiyon…

*  *  *

Şimdi sizler, bizler…

Çok mu bunaldınız bu hayattan, yaşanmaz hale mi geldi?

Hayat hep yokuş mu yapıyor size, hep zora mı koşar oldu?

“Allahım neden ben!” diye isyan mı ediyorsunuz yer yer?

Halinizden memnun mu değilsiniz?

O zaman oğlunun tabutunu taşıyan genç adamın fotoğrafını çıkartıp masanıza asın.

Hep daha fazlasını isteyen, azıyla yetinemeyen, elde edemediğine isyan eden nefislerimiz pek bir şey anlamasa da,

Belki kalplerimiz biraz da olsa yumuşar…

 

Lütfen bu yazıyı kendine gelmesi gereken dostlarınızla paylaşın…’’




Bu haber 1236 kez okunmuştur.

24.11.2017 19:43:10 

Yorum bulunamadı.

bursa güvenlik sistemleriantalya transferbursa web tasarımorhangazi haberkontrol vanası matbaa merdanelerimerdane
Copyright © 2010 Ajans Orhangazi. Tüm Hakları Saklıdır.Haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek dahi izinsiz kopyalanamaz kullanılamaz.