Orhan Güneş
Orhan Güneş



Gezi Editörü Başak Işık'ın Kaleminden Mısır İzlenimleri

27 Ağustos 2015 Perşembe 10:20

‘‘Havaalanında oturmuş, birkaç saat içinde beni bütün yazımı geçireceğim Kahire’ye götürecek olan uçağımı bekliyordum. İki saat on dakikalık bir yolculuk sonrasında yıllardır çok merak ettiğim, görmek için sabırsızlandığım Mısır topraklarına iniş yapacaktım. Tutenkhamun’un laneti, Kleopatra’nın güzelliği, Nefertiti’nin gözleri, piramitlerin ihtişamı… Beni bu ülkede heyecanlandıran o kadar çok şey vardı ki. Acaba beklediğim gibi mi olacaktı yoksa çok daha farklı mı? Ya da ne bekliyordum? Büyüleyici bir geçmişin üstüne inşa edilmiş modern bir ülke, kültürü bizimkine yakın kalabalık bir toplum ve bunaltıcı sıcaklıkta bir hava bekliyordum. Uçaktan inip kalacağım yere doğru giderken de beklentilerimin çoğunda haklı olduğumu gördüm. Evet, hava çok sıcaktı; evet, kültür bizimkine benziyordu ve inanılmaz bir tarih yatıyordu bu topraklarda ancak bu ülke modernlikten son derece uzaktı.

Havaalanından evimin bulunduğu El-Maniel bölgesine kadar olan yolculuğum tam bir ölüm kalım meselesiydi. Yaklaşık bir buçuk saat süren bu araba yolculuğu sırasında, insanların sokak ortasında patlattığı sayısız havai fişeğe mi daha çok şaşırdım yoksa şehrin bir ucundan diğer ucuna kadar gördüğüm hepi topu iki trafik lambasına mı ben de bilmiyorum. Bebekli annelerin yolun karşısına geçebilmek için kendilerini hiç düşünmeden arabaların önüne attığı bu caddeler, lunaparklardan aşina olduğumuz, çarpışan oto pistlerinden farksızdı. Emniyet kemeri ve klima gibi temel araba aksesuarlarının bile bulunmadığı bu arabaların her biri diğerinden hasarlıydı. Taksiden indiğimde bu susmak bilmeyen korna seslerinden ve pis sokaklardan kurtulup bir an önce evime gitmek ve rahat bir nefes almak istiyordum…

O gece, kendimi sadece yatağa atacak kadar enerjim kaldığından, Nil’in kıyısında konumlanmış 8. kattaki dairemin büyüleyici manzarasıyla ertesi sabah karşılaştım. Önümde, Nil boyunca uzanan yemyeşil bir park, solumda Dokki ile El-Maniel’i bağlayan bir köprü, sağımda ise şehrin sembollerinden biri olan Kahire Kulesi ve en güzel semtlerden biri olan Zamalek’in manzarası… Büyülenmiş bir şekilde bu manzarayı izlerken bu şehrin nasıl da dünyanın en güzel şehirlerinden biri olmayı hak ettiğini ancak bu güzelliğin harcanmasının ne kadar üzücü olduğunu düşündüm.

İlk bir hafta, hatta on günüm bu yeni şehre alışmakla geçti. Her sabah o muhteşem manzaraya uyanıp yeni gün için heyecanlanmak; sonra dışarı çıkıp adeta çöplüğe dönmüş sokakları, kanalizasyon kokan mahalleleri görüp susmak bilmeyen korna sesleri ve bunaltıcı sıcakla kendimden geçmek ve her akşam yine, ayın ve şehrin ışıklarıyla parlayan Nil Nehri’ni izlemek rutinim haline gelmişti.

Devam eden haftalarda şehre çok daha fazla alışmış ve içlerinde Mısırlıların da bulunduğu birçok yeni arkadaş edinmiştim. Geç saatlere kadar uyuyup, öğleden sonra kavurucu sıcakta işe gitmeye; akşam yemeği saatinde öğle yemeği yemeye, gece yarıları küçük çocukların bile eksik olmadığı kalabalık sokaklarda yürüyüş yapmaya alışmıştım. Mısır’a özgü yemekleri tattığım, yöresel tasarıma sahip nargile kahvelerine gitmeye başladığım bu zamanlardaki en favori aktivitem ‘Foluka’ denilen Nil’de dolaşan dans teknesiydi. Rengarenk LED ışıklarla kaplanmış bu teknelerden onlarcasını Nil Nehri’nde süzülürken ya da iskelede yolcu alırken görmek, Mısır’daki en güzel ve özgün manzaralardan biriydi.

Sonunda staj programımın bizi piramitlere götüreceği o gün geldi. Hem mimarlık öğrencisi olmam hem de piramitlerin dünyanın yedi harikasından birincisi olması, beni daha da çok heyecanlandırıyordu. Filmlerden, belgesellerden ve kitaplardan bildiğimiz piramitlerden beklentim oldukça yüksekti. Bu konuda ilk hayal kırıklığımı taksiden inip, bileti almak üzere gişeye gittiğimde yaşadım. Bu büyük şaheserin girişi bu olamazdı! Kendi zamanını aşmış, binlerce yıl sonra bugünlere ulaşmış bu mimari başyapıtın gişesi eski ve son derece bakımsızdı. Biletlerimizi alıp içeri girdiğimizde tüm bakımsızlığına rağmen piramitlerin bizi sapasağlam ve dimdik ayakta karşıladığını gördük. Piramitlerin heybetli duruşları kadar mezarların içlerindeki narin kabartmalar da aklınızı başınızdan almaya yetiyordu. Adeta zamanda yolculuk yapmış ve dört bin yıl öncesine gitmiştim.

Piramitlerin hemen yanında meşhur Sfenks heykeli uzanıyordu. Heykel, zamanında yüzü Nil’e bakacak ve gelen misafirleri karşılayacak şekilde inşa edilmiş olsa da günümüzde çıkış Sfenks’ten sağlanmaktadır.

Piramitlerden hemen birkaç gün sonra yaptığım Kahire Mısır Müzesi ziyaretimde de, Tutankhamun’un hazinesinden, Nefertiti’nin heykeline; papirüse işlenmiş antik Mısır yazılarından, mumyalara kadar pek çok değerli antik parça görme fırsatım oldu. Müzenin mimarisi her ne kadar Mısır’daki diğer binalara göre ihtişamlı olsa da içi beklenilenden daha bakımsızdı.

Özellikle Kahire başta olmak üzere Mısır’daki binaların çoğu boyanmamış, yarım bırakılmış ve harap haldeydi. Tamamlanmamış, tuğla ve kolonlarıyla bırakılmış binaların kullanıma açık olması ve tamamlanmış binaların estetik anlayışından uzak olması bu ülkedeki şehirciliğin ne kadar geri planda olduğunu göstermekteydi.

Kahire benim için, muhteşem tarihi ve doğal güzellikleriyle gerçekten dünyanın en güzel şehirlerinden biri olacak kapasiteye sahipti ve sonlara doğru evim diye benimsediğim bu şehrin bu kadar kötü kullanıldığını görmek sadece içimi burkuyordu. Dönüş günüm yaklaştıkça, yeni edindiğim arkadaşlarım ve unutulmaz hatıralarım, içinde yaşamaya alışmış olduğum bu şehirden ayrılışımı daha da zorlaştırıyordu.

 

Havaalanında oturmuş beni birkaç saat içinde İstanbul’a götürecek olan uçağımı bekliyordum. İki saat on dakikalık bir yolculuk sonrasında güzel evime varacaktım ama bir yanım hep Mısır’da kalacaktı, Mısır da hep aklımda…’’  (Başak Işık, 18.08.2015, Kahire)




Bu haber 1017 kez okunmuştur.

18.11.2017 05:36:09 

Yorum bulunamadı.

bursa güvenlik sistemleriantalya transferbursa web tasarımorhangazi haberkontrol vanası matbaa merdanelerimerdane
Copyright © 2010 Ajans Orhangazi. Tüm Hakları Saklıdır.Haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek dahi izinsiz kopyalanamaz kullanılamaz.