Orhan Güneş
Orhan Güneş



Gezi Editörümüz Başak Işık'ın Kaleminden Amerika…

1 Eylül 2015 Salı 00:16

Filmlerden çok iyi biliriz Amerika Birleşik Devletleri´ni, ya da çok iyi bildiğimizi sanırız.

Bulutların üstüne kadar uzanan gökdelenleri, takım elbiseli, her daim meşgul görünen ve acelesi olan iş adamlarıyla dolup taşan caddeleri ve uzay çağını başlatan günlük yaşamın her noktasına dahil olmuş üstün teknolojisi, Amerika deyince aklımızda canlanan ilk imajdır çoğumuz için.

Aslında bu imaj oldukça da doğrudur büyük şehirleri için.

İşte ben bu yazıda hakkında çok bilgi sahibi olmadığımız, Amerika´nın küçük şehirlerinden bir tanesini anlatmak istiyorum.

Ülkenin güney-doğusunda yer alan Georgia ve Florida eyaletlerinin tam ortasında bulunan, tatlı mı tatlı Thomasville.

Okyanusa kıyısı bulunmayan, ama barındırdığı onlarca küçük göl, hatta gölcük, sayesinde suya ,  denize hasret kalmadığınız bir şehir.

Şehrin merkezi arnavut kaldırımlı, geniş ama kısa bir caddeden ibaret.

Caddenin iki yanında, yayalar için yapılmış geniş kaldırımlar, küçük ağaçlar ve kaldırımların hemen ardına dizilmiş mağazalar ve kafeler var.

Hayal edebileceğiniz türden bu görüntü için en uygun sıfatın ´cici´ olduğunu düşünüyorum. Mağazalar ve kafeler,  her biri iki ya da üç katlı farklı renklerde boyanmış modern ama tasarımlarında romantik bir hava katılmış binaların giriş katlarında yer alıyor.

Aralarında ünü diğer şehirlere de yayılmış kafelerin de bulunduğu mekanlardan bazıları, içlerindeki sıcak ve samimi havayı, sokağa koydukları zarif sandalye-masa takımlarıyla dışarıya taşıyorlar.

Thomasville, kalabalıktan, gürültüden, kargaşadan oldukça uzak; çok temiz, sakin ve huzurlu bir şehir.

Burada yaşayan insanların da şehirle aynı özellikleri taşıdığını söylesem, yanılmış olmam.

Genel olarak herkes çok güler yüzlü, sakin ve mutlu.

Şehirdeki evler birbirlerine oldukça uzak konumlanmış olmasına rağmen çoğunluğun birbirini tanıdığı bu küçük şehirde, yolda yanınızdan geçerken selam vermeyi ihmal etmeyen, kahve siparişi verirken halinizi hatırınızı soran veya herhangi bir mağazada nereden geldiğinizi merak edip, ülkenizle ilgili bilgi almak isteyen insanlar sayesinde yabancılık çekmeniz hayli zor.

Genelde herkes, şehrin dışında, bizim site dediğimiz, onların da mahalle dediği villa komplekslerinde yaşıyorlar.

Kompleks, mahalle yada site dediğime bakmayın, evler ve  bahçeleri oldukça büyük. Bu nedenle bir evle diğeri arasında 6-7 dakikalık hatta daha da fazla yürüme mesafesi var.

Bir evin malikane gibi büyük ve havuzlu olması şaşılacak bir şey değil.

Yemyeşil çimenlerin ve ağaçların aralarına serpilmiş bu evlerin bir de göl kenarında konumlanma lüksüne erişenleri var.

İşten eve gelip, yemek sonrası televizyon karşısında uyuklamaktansa, bahçe

işleriyle ilgilenip, evin göl kenarında olmasa bile, bisikletine atlayıp ağaçların arasından komşunun gölüne gitmek ve orada balık tutmak.

rüya gibi değil mi ?.

Şimdi bu insanlar huzurlu ve sakin olmasınlar da kim olsun!

gökdelenler ve çok meşgul insanlarla dolu büyük şehirler mi ?

yoksa  sıcakkanlı, sakin insanların yaşadığı, yeşillikler içinde göl manzaralı evlerin olduğu küçük şehirler mi ?.

Bir istanbul aşığı olarak, son bir yılımı geçirdiğim bu küçük şehirden sonra ben tercihimi ikinciden yana kullanıyorum,

 

Ya siz?

 

 

 




Bu haber 1369 kez okunmuştur.

24.11.2017 19:43:34 

Yorum bulunamadı.

bursa güvenlik sistemleriantalya transferbursa web tasarımorhangazi haberkontrol vanası matbaa merdanelerimerdane
Copyright © 2010 Ajans Orhangazi. Tüm Hakları Saklıdır.Haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek dahi izinsiz kopyalanamaz kullanılamaz.