Orhan Güneş
Orhan Güneş



Başımız Sağolsun: İnsanlık Öldü!

5 Eylül 2015 Cumartesi 23:15

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) tarafından yayımlanan rapora göre Türkiye, 2014’te dünyada en çok mülteciye kucak açan ülke oldu.

UNHCR raporuna göre, evlerini terk edenlerin 19,5 milyonu mülteci, 38,2 milyonu kendi ülkeleri içinde yerlerinden edilenler, bir kısmı da sığınma hakkı başvurusunun sonucunu bekleyenlerden oluşuyor.

Mültecilerin yarısından fazlası da çocuk...

Dünya tarihi boyunca en fazla kanın akıtıldığı bu yüzyılda, milyonlarca insan sebepsiz yere hayatını yitirirken, milyonlarcası da evinden yurdundan oldu.

Büyük bir insanlık dramı yaşayan mülteciler, bugün aynı acıyı yaşamamak için göç etmek zorunda kaldıkları ülkemizde maalesef nefret edilen, en ufak bir fırsatta kapı dışarı edilecek kişiler olarak görülüyor.

Bu zihniyete sahip insanlar daha düne kadar sığınmacılara kucak açtık diye devleti yerin dibine sokuyordu.

Bugün ise Bodrum’da karaya vuran minik bir beden üzerinden aforizma kasıyor!

Galip(3) ile kardeşi Aylan Kurdi(2), anneleri ZahinKurdi(27), İnas Macit Hellu(18), 1,5 yaşındaki Zeynep Cafer ile ikizi Abdullah Cafer, 9 aylık Hasal Zekeriye, Zehra Muhsin(23), Emel El Cenabi(42), Haydar(11) ve kardeşi Ahmet Habi(7) ile 11 yaşındaki Tahara Cumburiy…

Bu isimler ve yaşları bir yerden tanıdık geliyor olmalı birçoğumuza…

Evet, bu 12 Suriyeli sığınmacı geçtiğimiz günlerde savaştan ‘aman’ diyerek evlerini terk etmek zorunda kaldı.

Ve nitekim hepsi de Akdeniz açıklarında botun batması sonucu boğualarak can verdi.

Karaya vuran minik Aylan’ın bedeni ise söylenecek söz bırakmadı…

Her zaman olduğu gibi Batının kapıları zulüm gören mazlumlara ve Müslümanlara kapalıydı!

Batının bu durumunu biliyorduk da ya bize ne oluyor?  Nedir bu kin? Nedir bu nefret? İnsanlığımız nerede?

Oysa ki insan “Eşref-i Mahluk’tur ” yani, dünya üzerinde yaratılmış olan tüm canlı ve cansız varlıkların en şereflisidir.
Biz insanlar, bize verilen bu değerin ne yazık ki farkında değiliz.  Binbir türlü entrika yalan ve şerefsizliklerle bu “Eşrefi Mahluk” olan insanı , “Esfel-i Safilin” yapmışız yani, sefillerin en sefili.

1973’te Oğuz Atay, Tehlikeli Oyunlar adlı kitabında, insanlık öldü demişti de kimse inanmamıştı.

Meğer ne kadar da haklıymış… İnsanlık ölmüşte ağlayanı yok…

İşte insanlığın ölümü ile ilgili o yazı: HEPİMİZİN BAŞI SAĞOLSUN

Nihayet insanlık da öldü. Haber aldığımıza göre, uzun zamandır amansız bir hastalıkla pençeleşen insanlık, dün hayata gözlerini yummuştur. Bazı arkadaşlarımız önce bu habere inanmak istememişler ve uzun süre, ‘Yahu insanlık öldü mü..?’ diye mırıldanmaktan kendilerini alamamışlardır. Bu nedenle gazetelerinde, ‘İnsanlık öldü mü?’ ya da ‘İnsanlık ölür mü?’ biçiminde büyük başlıklar yayımlamakla yetinmişlerdir. Fakat acı haber kısa zamanda yayılmış ve gazetelere telefonlar, telgraflar yağmıştır ; Herkes insanlığın son durumunu öğrenmek istemiştir. Bazıları bu haberi bir kelime oyunu sanmışlarsa da, yapılan araştırmalar bu acı gerçeğin doğru olduğunu göstermiştir. Evet, insanlık artık aramızda yok… İnsanlıktan uzun süredir ümidini kesenler, ya da hayatlarında insanlığın hiç farkında olmayanlar bu haberi yadırgamamışlardır. Fakat, insanlık aleminin bu büyük kaybı, birçok yürekte derin yaralar açmış ve onları ürkütücü bir karanlığa sürüklemiştir; o kadar ki, bazıları artık insanlık olmadığına göre bir alemden de söz edilemeyeceğini ileri sürmeye başlamışlardır. Bize göre, böyle geniş yorumlarda bulunmak için vakit henüz erkendir. İnsanlık artık aramızda dolaşmasa bile, hatırası gönüllerde her zaman yaşayacak ve çocuklarımız bizden, bir zamanlar insanlığın olduğunu, bizim gibi nefes alıp ıstırap çektiğini öğreneceklerdir. İnsanlığın güzel ve çekingen yüzünü ben de görür gibi oluyorum. Zavallı insanlık kendini belli etmeden sokaklarda dolaşır ve insanlık için bir şeyler yapmaya çalışanları sevgiyle izlerdi. Bugün için insanlık ölmüşse de, onun ilkeleri akıllara durgunluk verecek bir canlılıkla aramızda yaşamaya devam edecektir. İnsanlıktan paylarını alamayanlar için zaten bir ölüydü; onun bu kadar uzun yaşamasına şaşılıyordu. Yıllarca önce küçük bir kasabada dünyaya gelen insanlık, dünya savaşlarından birinde, çok rutubetli bir siperde göğsünü üşütmüş ve aylarca hasta yatmıştı. Bu olaydan sonra, hastalığın izlerini bütün ömrünce ciğerlerinde taşıyan insanlık, önce ki gece sabah karşı nefes alamaz olmuş ve gösterilen bütün çabalara rağmen gün ağarırken doktorlar, insanlıktan ümitlerini kesmek zorunda kalmışlardır. Doğru dürüst bir tahsil göremeyen ve kendi kendini yetiştiren insanlık hiç evlenmemişti. Küçük yaşta öksüz kalan insanlığa, doğru dürüst bir mirasta kalmamıştı; bu yüzden sıkıntılarla geçen hayatı boyunca insanlık, başkalarının yardımıyla geçinmeğe çalışmıştı. İnsanlığın ölümüyle ülkemiz, boşluğu doldurulması mümkün olmayan bir değerini kaybetmiştir. Gazetemiz, insanlığın yakınlarına baş sağlığı ve sonsuz sabırlar diler. Not: merhumun cenazesi, önce, uzun yıllar yaşamış olduğu hürriyet caddesinden geçirilecek ve ölümüne kadar içinde barındığı ümit apartmanı bodrum katında yapılacak kısa ve sade törenden sonra toprağa verilecektir.”

 

 




Bu haber 1148 kez okunmuştur.

18.11.2017 05:26:49 

Yorum bulunamadı.

bursa güvenlik sistemleriantalya transferbursa web tasarımorhangazi haberkontrol vanası matbaa merdanelerimerdane
Copyright © 2010 Ajans Orhangazi. Tüm Hakları Saklıdır.Haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek dahi izinsiz kopyalanamaz kullanılamaz.