Orhan Güneş
Orhan Güneş



İstiklal Marşımız 95 Yaşında

13 Mart 2016 Pazar 03:54

“Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak.
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.”

Ankara’da Tacettin Dergahı’nda bu mısraları yazarken ufukları karanlık, kısım kısım
yıkılmakta olan bir vatanın geleceğine dair umut ışıklarını ateşliyordu.

O, şehirden şehre, cepheden cepheye koşarak insanlara, ümitsizliğe düşmemelerini, güçlü ve ümitvar olmalarını ısrarla telkin ediyordu.

Kapanmaya yüz tutmuş bir devrin derin sancıları, yitirilen manevi mirasın ortaya çıkardığı burukluklar, halkın içine düştüğü yoksulluk dertlerine rağmen girişilen savaşlarda asla ümidini yitirmemiş ve herkese de bu ümidi aşılayan isim olmuştur Mehmet Akif .

“Asım’ın nesli diyordum ya, nesilmiş gerçek/İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek.” dizeleri ile zaten bu ümidi ve milletine karşı sahip olduğu güveni açıklığa kavuşturmaktadır.

Biliriz ki; milli ve manevi kültürümüzün geçmişten geleceğe intikali bir bakıma köprü görevi yapan böylesi abidevi şahsiyetlerle mümkün olmaktadır.

Ünlü şairimiz Akif, bu isimlerin en önemlilerindendir.

Bir milletin var oluşunun dünyaya tekrar kanıtlandığı an; milli coşkunun dudaklardan çıkıp akla, oradan da gönlün bamteline dokunduğu  abide eser: İstiklal Marşı…

Şüphesiz ki yok edilmek istenen bir milletin yeniden var olduğunu duyuran sesidir milli marşlar.

Kolay kazanılmamış bir mücadelenin de marşa dönüşmesi ancak tüm varlığıyla kendini milletine adamış, yazacağı marşı da yine sahiplenmeyerek milletine armağan etmiş olan Akiflere nasip olacaktı.

Ödül verileceği gerekçesiyle milli marşın gölgelenmesine razı olmayıp kendisini arka planda tutan Akif, kendisine söz verilmesiyle onlarca sancılı gün ve gecenin ardından duvarlara,küçük not kağıtlarına yazarak meydana getirmiştir İstiklal Marşı’nı.”O şiir bir daha yazılamaz.

Onu kimse yazamaz…

Onu ben de yazamam...

Onu yazmak için o günleri görmek, o günleri yaşamak lazım.

O şiir artık benim değildir.

O milletin malıdır.

Benim millete karşı en kıymetli hediyem budur.

Allah bu millete bir daha bir İstiklal Marşı yazdırmasın!” sözleriyle de yeni marş söylentilerine karşı yine milletinin durumunu düşünerek cevap vermiştir.

Bir insan düşünün ki, paltosu olmadığı için arkadaşlarından ödünç palto alıp dışarı çıktığı halde marş için verilen ödülü tereddütsüz geri çevirebilen; arkadaşına verdiği söz gereği tüm imkansızlıklarına rağmen onun ailesinin de geçimini üstlenebilen…

Tüm bunlar onun kişiliğiyle ilgili ayrıntılar elbette.

Ama Akif’i anlamak, onun gibi düşünebilmeyi başarabilmekle mümkün olabilir.

O, yaşamı boyunca tam anlamıyla “milletin şairi” olmuş ve kendi adını hep arka planda tutmuştur.

Yaşamı boyunca inandığı doğrular uğruna dik durabilmiş,

Hakk’ın ve halkın sesi olarak ömrünü tamamlamış bir şair olarak kalmıştı Akif.

Akif’in özlemini sahiplenmekle ona olan borcumuzu ödeyebilmenin ilk adımını bizler de atmış sayılırız.

Mehmet Akif’in özlediği günler bugünler ve özlediği Asım nesli neden bizler olmayalım… 

İstiklal Marşı’mızın kabulünün 95.yılı kutlu olsun.

Allah bir daha bu millete İstiklal Marşı yazdırtmasın…

 

 




Bu haber 882 kez okunmuştur.

18.11.2017 05:39:21 

Yorum bulunamadı.

bursa güvenlik sistemleriantalya transferbursa web tasarımorhangazi haberkontrol vanası matbaa merdanelerimerdane
Copyright © 2010 Ajans Orhangazi. Tüm Hakları Saklıdır.Haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek dahi izinsiz kopyalanamaz kullanılamaz.