Caner YALÇIN
Caner YALÇIN



Göçler ve çatlak sesler

23 Mayıs 2016 Pazartesi 20:07

Gönül naçar, diyar uzak, yol tuzak

Ebedi kelam ile bir yol çıkacak

Ve her şeyin üstünde emir

Yetime kucak, mazluma ocak.

Ve bunu anlatan diller artacak...

...

Yıllarca yurt edilen, vatan bilinen toprakları terk edip gitmenin nasıl bir duygu olduğu… Son zamanlarda üzerinde hepimizin ayrı ayrı düşünmesi ve empati yapması gereken bir durum oldu artık.

Ben dedeleri Ahıska göçmeni olan bir ailenin evladıyım. Dedelerim Ahıska´dan Ardahan´a daha sonrası babam Ardahan´dan Zonguldak´a göç etmiş ve nihayetinde son memleket olarak ataların başkenti Bursa’yı memleket bellemişiz.

Geri dönüp dedelerime ‘neden göç ettiniz’ desem yada babama sorsam ‘neden göç ettin Ardahan´dan Zonguldak´a’ veyahut sonrasında ‘neden Bursa’ya geldik’  sorularını sorsam, ardı sıra alacağım cevap hep aynı olacak "şartlar bunu gerektirdi."

Bu cevap Balkan göçmeni için de aynı Kafkas göçmeni için de aynı.

Hiç değişmeyecek.

Peki, göçleri engellemek mümkün mü?

Batılı Hıristiyan, üstün (kendine göre) beyaz adamın uyguladığı vahşi politikayı izlemezsek ve insanların göç yollarında ölmelerini sağlamazsak eğer mümkün değil tabi ki...

***

Şükürler olsun ki devletimizin göçlere karşı uyguladığı politika yıllardır yüzümüzü hiç yere eğdirtmedi ve devletimiz elinden gelen imkânların tamamını sevk etmekten hiç geri kalmadı.

Fakat bazen çatlak sesler çıkmadı desek yalan olur. Bunlar devletin politikalarını engelleyemeyeceğini bile bile toplumu devletine karşı isyana sevk etmekten başka amacı olmayan, basiretten ve izandan yoksun birkaç insanın nafile çabalarından başka bir şey değil aslında.

Ama yinede insanın vicdanını sızlatıyor işte!

Akıllıdan şu eleştiriyi bekliyor insan; ‘Bu kadar insanın topluma entegrasyonu nasıl sağlanacak. Aynı dili konuşmadığımız insanlar var içlerinde; eğitim sağlık ulaşım sorunları nasıl giderilecek. Barınma alanlarındaki durumları nasıl olacak, aralarında genç nüfus var; nasıl istihdam edilecek’ gibi sorular sormasını yada çalışmaların yapılmadığını kanıtlayarak eleştirmesini bekliyor insan ki; eleştirilmeyecek yerler yok da değil hakikaten.

Lakin eleştirilen, hor görülen, dışlanmaya sebep gösterilen mesele dil, din, mezhep, renk, kıyafet olunca insanın kanına dokunuyor birazda!

Bir Müslüman olarak soruyorum...

Bir insana kucak açmanın, sıcak bir ikramın kıstası nedir?

Aynı ırkta olmak, aynı dilde konuşmak, yoksa aynı dinde olmak mı?

***

Mazlumun dini sorulur mu?

Kimisi yetim kalan çocuk, kimisi eşini kaybetmiş dört beş çocuğu olan baba, kimisi evlatlarını kaybetmiş yaşlı bir ana.

Nasıl üzülmesin insan.

***

Bu arada öyle değişik tipte insanlar türedi ki aramızda ne hikmetse, ne orada katledilen insanlara üzülmesini bilir, ne burada kalanlara saygı göstermesini bilir. Hâlbuki en fazla İki kuşak geriye gitsen o da benim gibi muhacir, orası da ayrı bir dert.

Kaldı ki ilçemizde gerek buradaki yardıma muhtaç ailelere gerekse Suriye´deki mazlumlara yardımlar yapan kuruluşlar bir hayli aktif olmasına rağmen, bu insanların Allah’ın rızasını kazanmak zerre umurlarında olmaz.

***

Mübarek Ramazan Ayı’nın kapımıza dayandığı şu günlerde Rabbim cümlemize mazluma karşı infak etmeyi gönülden gönüle köprüler atmayı nasip eder inşallah.

***

Selametle kalın...

 

Görelim Mevla’m neyler neylerse güzel eyler...




Bu haber 770 kez okunmuştur.
22.11.2017 10:18:09 

Yorum bulunamadı.

bursa güvenlik sistemleriantalya transferbursa web tasarımorhangazi haberkontrol vanası matbaa merdanelerimerdane
Copyright © 2010 Ajans Orhangazi. Tüm Hakları Saklıdır.Haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek dahi izinsiz kopyalanamaz kullanılamaz.