Orhan Güneş
Orhan Güneş



Yetim kalan ülke Suriye

12 Temmuz 2016 Salı 12:30

Toplum olarak rakamlarla övünmeyi çok seviyoruz. Rakamsız, istatistiksiz hiçbir işimiz yok.

Sporda sayıya, TV’de reytinge, etkinlikte katılımcıya, evliliklerde çocuklara…

Bu örnekler saymakla bitmez… Çünkü rakamlardan başka bir hiçbir sonuç ile tatmin olmuyoruz.

Mesela, ‘rakamlarla Türkiye’deki Suriyeliler’ gerçeğimiz var.

Başbakan Yardımcımız geçtiğimiz aylarda verdiği bilgilere göre ülkemizde bulunan Suriyeli mülteci sayısı 3 milyonu aştı.

Dile kolay, 3 milyon. Çok büyük bir rakam…

Türkiye’nin İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa ve Antalya’dan sonra nüfus olarak altıncı büyükşehrini kurabilecek rakam bu.

Büyüklüğü ve önemi daha net anlaşılsın diye iller üzerinden kıyas yapmaya devam edelim: Erzurum, Trabzon, Malatya ve Ordu’nun toplam nüfusunu aşıyor Suriyeliler.

Nüfusundan fazla Suriyeli barındıran 10 şehir var.

Bu şehirlerin ekonomik, sosyolojik ve demografik yapıları baştan aşağıya değişti.

En basitinden komşularımız değişti.

Devletin açtığı kapıları Türkiye halkı daha bir araladı ve sofrasındaki ekmeği hiç düşünmeden paylaştı.

Topraklarımız, şehirlerimiz ve evlerimiz insanlıkla bereketlendi.

Fakat ne olursa olsun ortada bir rakam var; Türkiye’de 3 milyon Suriyeli yaşıyor.

Nefes alıyor, yeni bir kültüre, hayata, yaşam biçimine adapte oluyorlar.

Türkiye de aynı şekilde Suriyelilerin sınırları içine taşıdığı yeni bir kültürle, yaşam biçimi ve yeni bir ‘dil’ ile tanışıyor.

Suriye´de halk ayaklanmasının başladığı Mart 2011 tarihinden yaklaşık bir ay sonra Türkiye´ye ilk Suriyeli sığınmacı akını gerçekleşmişti.

Ankara, başından beri Suriyelilere açık kapı politikası uygulayacağını ilan etti.

Ancak o dönemde Türkiye kamuoyu ve yetkililerinde, Suriye´deki olayların çok uzun olmayan bir sürede sona ereceği ve Suriyelilerin ülkelerine döneceği beklentisi hakimdi.

Süreç içinde Suriye´deki ayaklanma iç savaşa dönüştü ve güvenlik ortamının bozulmasına bağlı olarak sığınmacı akını artarak devam etti.

Türkiye´de resmi rakamlara göre 3 milyon’un üzerinde Suriyeli sığınmacı bulunuyor.

Başlangıçta kısa süreli ve geçici bir durum olarak görülen Suriyeli göç dalgası, gün geçtikçe kalıcı bir hâl aldı.

Mevcut durum, göç eden ve göçü kabul eden insanların psikolojileri ve tepkilerini kaçınılmaz şekilde etkiliyor.

Türkiye´deki Suriyeliler konusu, giderek toplumsal, siyasal ve ekonomik boyutları olan bir uyum sorunu ve güvenlik meselesine dönüşüyor.

Dolayısıyla Suriyelilerin temel ihtiyaçlarını karşılamaya dayalı bir sığınmacı politikası, artık sürdürülemez noktaya geliyor.

Suriyeli sığınmacılar eğer artık Türkiye´nin bir gerçeği ise bunun olumsuz etkilerini azaltacak, olumlu etkilerini daha fazla hayata geçirecek önlemler üzerinde durulmalıdır.

O çerçevede Türk halkının tepkisini önlemeyi de içeren geniş kapsamlı bir ´Suriyeli sığınmacı politikası´ acilen hayata geçirilmelidir.

Suriyeliler konusu, bir toplumsal uyum sorunu olarak ele alınmalı; çalışma hayatı, eğitim, barınma, sağlık, belediye hizmetleri, toplumun alıştırılması gibi alanları düzenleyecek bütüncül bir politika uygulanmalıdır.

Suriyelilerin yarattığı toplumsal sorunların önlenmesinde en önemli araç eğitimdir.

Eğitimden yoksun bir ´kayıp neslin´ düşük gelir ve dışlanmışlık duygusu ile beraber ciddi sosyal problemlere yol açacağı öngörülebilir.

Eğitim sayesinde, hem uyum sorunu aşılabilir hem de ülkeye toplumsal ve ekonomik açıdan katkı sunan bir nesil yetişebilir.

Lakin kamp dışında yaşayan Suriyeli çocuk ve gençlerin yalnızca küçük bir kısmı eğitim alabiliyor.

Bu konuda ilk tercih, Suriyeliler ile Türkiye vatandaşlarının birlikte karma eğitim alacağı bir sisteme geçilmesidir.

Böylece ilkokula başlayan öğrenciler, 1. sınıftan itibaren birlikte okuyabilirler.

Suriyeliler ile yaşanan sıkıntıların önemli bir kısmı farklı yaşam tarzından kaynaklandığı için Suriyelilere yerel kültüre uyum sağlamaları konusunda telkinde bulunulması büyük önem taşıyor.

Oysa sığınmacıların yönlendirilmesi açısından ciddi eksiklik söz konusu…

Suriyelilerin elit kesimi arasından lider grubu oluşturularak boşluk doldurulabilir.

Bununla bağlantılı olarak Suriyeli nitelikli insan gücünün Türkiye´de kalışının teşvik edilmesi fayda sağlayabilir.

Suriyeliler arasında bulunan çok sayıda doktor, avukat, öğretmen, akademisyen ve mühendisten, lider grupları oluşturmak için yararlanılabilir.

 

Ayrıca kendi alanlarında çalışmalarının önü açılarak nitelikli işgücü ihtiyacı karşılanabilir.




Bu haber 943 kez okunmuştur.

18.11.2017 05:27:31 

Yorum bulunamadı.

bursa güvenlik sistemleriantalya transferbursa web tasarımorhangazi haberkontrol vanası matbaa merdanelerimerdane
Copyright © 2010 Ajans Orhangazi. Tüm Hakları Saklıdır.Haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek dahi izinsiz kopyalanamaz kullanılamaz.