Hasan BOZBEY   hbozbey@ajansorhangazi.com
Hasan BOZBEY hbozbey@ajansorhangazi.com



Kutuplaşıyoruz diyen, kutuplaşma derdinde olandır!

9 Şubat 2017 Perşembe 12:54

Önümüz referandum.

Türkiye, çok önemli bir süreç yaşayacak.

Nisan ayı ortalarında bir referandum yapılacak.

Bu referandumda kimi evet diyecek,

Kimi hayır diyecek.

Bir sonuç çıkacak ortaya.

Günler geçecek,

Hepimiz bu süreçte yaptığımız kavgalara, tartşmalara üzülecek,

Belki de hayıflanacağız.

Bu dönemde en üzücü söylem ise “Kutuplaşma”

Bir kutuplaşma sözüdür gidiyor,

Memleket kutuplaşmış,

İnsanlar birbirine düşman olmuş.

Bu insanın doğasında hiçbir zaman olmayan şeyleri bu topluma yakıştıranlar var.

Oysa durum hiç de öyle değil.

Hangimiz bir paket sigara alırken, “Bu hayırcı esnaf bundan almayayım” diyor.

Yada kim evine ekmek alırken bunu göz önünde bulunduruyor.

Eminim hiç kimse bunu yapmıyor.

Yapmaya da kimsenin niyeti yok.

Oysa birileri sürekli bir kutuplaşma söylemi pompalamaya çalışıyor bu topluma.

Halbu ki, ortada bir kutuplaşma olmadığı halde,

Bunu söyleyenler bilsin ki,

Memleketi bir kutuplaşma noktasına taşımak isteyenlerdir bunu söyleyenler.

Buna rağmen, ne yapsalar boş

Bu millet bölünmez, ayrışmaz.

Bu çabalar beyhudedir.

 

***

Günün birinde yolu bir dergâha düşen kendi halinde bir adam, dergâhta, bir Mevlevi ile bir Bektaşi’nin sohbet ettiklerini görünce yanlarına yaklaşır. Kendini tanıtır ve dergâhı merak ettiğini, nasıl zikir edildiğini izlemek için geldiğini söyler.

 Erenler başlar adama çeşitli nasihatlerde bulunmaya, her biri kendi yolunu mümkün olan en tatlı dille anlatmaya çalışır.Adam bir yandan onları dinlerken, bir yandan da gözleri onların giysilerine takılır.Mevlevi´nin giydiği kıyafette kollar o kadar geniş ve uzundur ki hem içine üç kişinin birden kolu sığabilir, hem de uzun olduğu için yalnızca kolları değil, elleri de kapatmaktadır.Bektaşi’nin kıyafetinde ise tam tersi bir durum vardır.Elbisenin kolu daracıktır, neredeyse tene yapışmıştır; üstelik kısa olduğu için, eller ta bileklere kadar açıktır.Bu duruma hayret eden adam, sebebini öğrenmek ister. 

Büyük merakla, önce Mevlevi´ye sorar:

 "Pirim, kıyafetinizin kolları neden o kadar geniş ve uzun; bunun özel bir sebebi var mı?

" Mevlevi hiç beklemediği bu soru karşısında oldukça şaşırır.İki kolunu da biraz yukarıya kaldırır, sonra ellerini birleştirerek kollarını daire sekline getirir ve şöyle der:

 "Evet, özel bir sebebi vardır. Çünkü biz insanların günahlarını, ayıplarını, kusurlarını örteriz. Başkaları görmesin diye üzerini kapatırız.

" Yanıttan oldukça hoşnut olan adam aynı merakla bu kez Bektaşi´ye döner:

 "Peki ya siz, pirim" Sizin kıyafetinizin kolları neden bu kadar dar ve kısa?

 Siz insanların günahları ve ayıplarını örtmez misiniz? Bektaşi kendi kollarına bakar, birkaç saniyelik bir dalgınlıktan sonra gülümser ve adama bakarak şöyle der: 

"Biz mi" Bizim geniş kıyafetlere ihtiyacımız yoktur. 

 

Çünkü biz insanların günahlarını ve kusurlarını görmeyiz.




Bu haber 591 kez okunmuştur.

25.5.2018 23:30:46 

Yorum bulunamadı.

bursa güvenlik sistemleriantalya transferbursa web tasarımorhangazi haberkontrol vanası matbaa merdanelerimerdane
Copyright © 2010 Ajans Orhangazi. Tüm Hakları Saklıdır.Haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek dahi izinsiz kopyalanamaz kullanılamaz.