Orhan Güneş
Orhan Güneş



Mümin müminin aynasıdır

14 Ağustos 2017 Pazartesi 12:14

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
Bir kimse, bir mümin hakkında olmayan bir şey söylerse, iftiraya uğrayan kimse, onu affedinceye kadar, Allahü teâlâ onu Cehenneme sokar.

Kişi, kişinin aynasıdır.

Kişi nasılsa karşısındakini de öyle görür, ya da öyle olmasını ister kendisi gibi…

Fakat herkes kendisinin gördüğü gibi olmayabilir.

Mesela doğada çok lezzetli görünen bir mantar bir aileyi zehirleyip öldürebilir.

O yüzden siz siz olun zehirli mantarlara dikkat edin.

Bunun nezdinde sizlerle güzel bir hikâye paylaşmak istiyorum.

Osmanlı Hükümdarlarından Sultan Murat Han: Bir gün çok telaşlı görünür. Bu halini sezen Vezirʹi Azam Savuş Paşa Sultan Murat Hanʹa sorar:
‐ Hayrola Sultanım canınızı sıkan bir şey mi var?
‐ Akşam garip bir rüya gördüm.
‐ Hayırdır, inşallah…
‐ Hayır mı şer mi öğreneceğiz.
İkisi de molla kıyafeti giyerek dışarıya çıkarlar. Hızlı adımlarla Beyazıt’a varırlar. Yerde yatan bir cesetle karşılaşırlar. Cesetin etrafına toplanmış ahaliye sorarlar:
‐ Kim bu?
‐ Aman hocam hiç sormayın. Bu adam ayyaşın tekidir.
‐ Nereden biliyorsunuz?
‐ Kırk yıldır komşumuzdur.

İçlerinden birinin cevabı da şöyledir:
‐ Bu adam iyi bir sanatkardı. Azaplar çarşısında çalışırdı. Nalının hasını yapardı. Kazandıklarını da içkiye ve fuhuşa harcardı.
Mahalleli cesedi orada bırakıp herkes işine ve evine döner. Padişah ve vezir cesedin başında kalakalır. Vezir de oradan geçip gitmek ister. Ancak, Padişah buna razı olmaz. Vezire der ki:
‐ Millet bu, çekip gider. Kimseye bir şey diyemem. Lakin biz gidemeyiz.
Ne olursa olsun bu bizim bir vatandaşımızdır.
Defnini yapmamız gerekir.
‐ Sultanım, saraydan bir kaç hoca gönderelim. Böylece vebalden de kurtulmuş oluruz?
‐ Olmaz, rüyadaki hikmeti daha çözemedik.
‐ Peki, ne yapmamı buyuruyorsunuz?
‐ Mollalığa devam. Cesedi defnetmeliyiz.
‐ Sultanın nasıl kaldırırız? Bunun yıkanması var, kefenlenmesi var, tezkiyesi var.
‐ Merak etme ben hepsini beceririm.
‐ Gaslini ve defnini nerede yapacağız?
‐ Fatih Camiiʹnde
Fatih camiiʹne gelirler. Padişah cenazeyi bizzat yıkar, kefenler. Musalla taşına yatırırlar. Namaz vaktine daha zaman vardır. Vezir Sultanʹa fısıldar:
‐ Sultanım eksik yaptığımız bir şey var galiba.
‐ Nedir eksik olan?
‐ Bu cenazenin hanımı, yetimleri var olamaz mı?

 

‐ Doğru, elbette var olabilir. Şimdi sen cenazenin başında bekle. Ben mahalleyi şöyle bir kolaşan edeyim de geleyim. Padişah garip maceranın başladığı yere koşar gider. Sorar soruşturur. Nalıncının evini bulur. Kapıyı takırdattığında, kapıyı yaşlı bir kadın açar. Padişah hadiseyi bu kadına anlatır. Anlatılanları metanetle dinleyen bu hanım, ölümü bekler bir tavır ile söze başlar:
‐ Evladım, hakkını helal et. Belli ki çok yorulmuşsun, der.
Kadın olduğu yere yığılır gibi oturur.
‐ Biliyor musun Evladım; bizim efendi bir âlimdi. Akşama kadar nalın yapardı. Birinin elinde şarap şişesi gördüğünde parasını verir alır, eve getirip onu helaya dökerdi.
‐ Niye dökerdi?
‐ Ümmet‐i Muhammed içmesin diye evladım.
‐ Hayret!
‐ Dahası var evladım. Malum kadınların ücretini öder, eve getirirdi. Ben sizin zamanınızı satın aldım. Şimdi burada oturmanız gerekir. Oturup dinlenin, derdi. Kendisi de çekip giderdi.
Ben o kadınlara menkıbeler anlatır, kitaplar okurdum.
‐ Bak sen! Millet bunu ne sanıyor, bu ne yapıyor?
‐ O hep uzaklardaki mescitlere giderdi. Öyle bir imamın arkasında namaz kılmalıyım ki, imam tekbir alınca Kabeʹyi görmeli derdi. Kimseye yüküm olmasın diye mezarını bahçeye kendisi kazdı. Kendisine:
‐ İş mezar ile bitiyor mu, dedim. Seni kim yıkar, kim kaldırır?
‐ Peki, o ne derdi?
‐ Önce uzun uzun güldü, sonra:
‐ Hatun Allah büyüktür… Devrin padişahının işi ne? O yıkar ve kaldırır, derdi.




Bu haber 270 kez okunmuştur.

23.11.2017 12:24:25 

Yorum bulunamadı.

bursa güvenlik sistemleriantalya transferbursa web tasarımorhangazi haberkontrol vanası matbaa merdanelerimerdane
Copyright © 2010 Ajans Orhangazi. Tüm Hakları Saklıdır.Haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek dahi izinsiz kopyalanamaz kullanılamaz.