Akıllılar kuşkulu, küstahlar kendilerinden emin olduğu sürece…

Bugün Ahmet Şerif İzgören’in bir yazısını sizinle paylaşmak istiyorum.

İzgören’i Orhangazililer yakından tanır.

Birkaç kez Orhangazi’ye de gelip bazı sunumlar gerçekleştirmiş,

İzleyicileri de mest etmişti.

İşte bu kişisel gelişim uzmanı Ahmet Şerif İzgören’in bazı tespitleri var ki,

Eminim herkesin hayatına hitap eden,

Her insanın bam teline dokunan bir yanı var.

Bunlardan birisi de küstahlar ve akıllıları en iyi şekilde anlatan tespitleri.

Akıllıların her daim kuşkulu olup,

Küstahların kendilerinden emin olmalarını dünyanın bir sorunu olarak aktardığı Ahmet Şerif İzgören’in tespitleri şu şekilde;

Okuduğunuzda eminim etrafınızda bu tür insanlardan ne kadar da çok varmış diyeceksiniz.

Kendinize de pay çıkaracak,

Tespitlerin ne denli yerinde olduğunu göreceksiniz.

 

***

iki psikiyatri uzmanı, 10 yıl kadar önce bir teori ortaya atmış.

Şöyle ki;

"Cehalet, gerçek bilginin aksine, bireyin kendine olan güvenini artırır."

Ve bunun üzerine bir araştırma başlatıldı.

Fizyolojik ve zihinsel alanda yapılan çeşitli uygulamaların sonucunda şu bulgulara ulaşıldı:
· Niteliksiz insanlar ne ölçüde niteliksiz olduklarını fark edemezler.
· Niteliksiz insanlar, niteliklerini abartma eğilimindedir.
· Niteliksiz insanlar, gerçekten nitelikli insanların niteliklerini görüp anlamaktan da acizdirler.
· Eğer nitelikleri, belli bir eğitimle artırılırsa, aynı niteliksiz insanlar, niteliksizliklerinin farkına varmaya başlarlar.

Cornell Üniversitesi´ndeki öğrenciler arasında bir test yapıldı ve klasik "Nasıl geçti?" sorusuna öğrencilerden yanıtlar istendi...

Soruların yüzde 10´una bile yanıt veremeyenlerin “kendilerine güvenleri” müthişti.

Onların "testin yüzde 60´ına doğru yanıt verdiklerini" düşündükleri; hatta "iyi günlerinde olmaları halinde yüzde 70 başarıya bile ulaşabileceklerine inandıkları" ortaya çıktı.

Soruların yüzde 90´ından fazlasını doğru yanıtlayanlar ise “en alçakgönüllü” deneklerdi; soruların yüzde 70´ ine doğru yanıt verdiklerini düşünüyorlardı.

Tüm bu sonuçlar bir araya getirildi ve Dunning-Kruger Sendromu´nun metni yazıldı:

“İşinde çok iyi olduğuna” yürekten inanan ‘yetersiz’ kişi, kendini ve yaptıklarını övmekten, her işte öne çıkmaktan ve aslında yapamayacağı işlere talip olmaktan hiçbir rahatsızlık duymaz!

Aksine her şeyin hakkı olduğunu düşünür!
Ancak bu ‘cahillik ve haddini bilmeme’ karışımı mesleki açıdan müthiş bir itici güç oluşturur.

‘Eksiler’ kariyer açısından ‘artıya’ dönüşür.

Sonuçta, ‘kifayetsiz muhterisler’ her zaman ve her yerde daha hızlı yükselirler…

Bu arada, gerçekten bilgili ve yetenekli insanlar çalışma hayatında ‘fazla alçakgönüllü´ davranarak öne çıkmaz, yüksek görevlere kendiliklerinden talip olmaz, kıymetlerinin bilinmesini beklerler...

Tabii beklerken kırılır, kendilerini daha da geriye çekerler...

Muhtemelen üstleri tarafından da ‘ihtiras eksikliği’ ile suçlanırlar..."

N´olur fazla mütevazi olmayın!...

"Siz de çevrenize şöyle bir bakın" diyeceğim ama eminim bu satırları okurken bile aklınızdan bir dolu yüz, bir dolu isim geçti...

Bence Dunning ile Kruger´in, bu çalışmalarıyla 2000´de, Nobel yerine Harvard Üniversitesi´nin Ig Nobel´ini alma nedeni "cahil olmamalarıydı".

Gönlümün nobelini bu ikiliye vererek yazımı Bertrand Russel´in bir sözüyle bitiriyorum:

“Dünyanın sorunu, akıllılar hep kuşku içindeyken aptalların küstahça kendilerinden emin olmalarıdır.”

 

 

http://www.ajansorhangazi.com sitesinden 18 Ekim 2019 Cuma tarihinde yazdırılmıştır.